30 Ağustos, cesaret, fedakârlık ve kahramanlık destanı!

Üsküdar Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, 30 Ağustos Zafer Bayramı dolayısıyla, Büyük Taarruz’a giden süreci anlattı.

Büyük Taarruz milli mücadelenin kader anı

Büyük Taarruzun, 1919 yılından beri bin bir zorluk ve yoklukla verilen Türk milli mücadelesinin kader anı olduğunu kaydeden Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, “Milletin bağımsız bir şekilde hayatını sürdürebilmesi için verilen mücadelenin bu dönüm noktası, bizzat kurtarıcı lider Mustafa Kemal Paşa tarafından son derece titiz, sabırlı ve gerçekçi bir bakış açısıyla ve yaklaşık bir yıl önce, Sakarya Savaşı’ndan hemen sonra planlanmaya başlamıştır. Nitekim Sakarya galibiyetinden sonra TBMM’de taarruzun devam etmesine yönelik isteklere sert bir biçimde karşı durmuştur.” dedi.

Sakarya’dan sonra yaklaşık bir yıl boyunca eksikler giderildi

20 Temmuz 1922’de Meclis’ten tekrar Başkomutanlık yetkilerini alan Mustafa Kemal Paşa ve Türk ordusunun, Büyük Taarruz için yaklaşık 1 yıl çok kapsamlı ve gizli bir hazırlık dönemi geçirdiğini anlatan Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, “1921 yılının son muharebesi olan Sakarya’dan sonra askerlerimiz yaklaşık bir yıl boyunca hem dinlendi hem de eksikleri giderildi. Alaylar, tümenler takviye edilirken topçu ve süvari birlikleri güçlendirildi. Bir yandan Sovyetlerden gelen silahlar depolanırken bir yandan da saldırı manevraları gizli tatbikatlarla çalışıldı. Cephane, köylülerimizden sağlanan iaşe ve sağlık malzemeleri gizlice cephe gerisine yığıldı.” diye konuştu.

Çalışmalar gizlilikle yürütüldü

Başkomutan ve komutanların sık sık yapılan cephe ziyaretleriyle askerlerin moralini yükseltirken çeşitli propaganda faaliyetleriyle de Türk halkının son taarruzla vatanın kesin olarak kurtulacağına dair inancının güçlendirildiğini ifade eden Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, şöyle devam etti:

“Başkomutanın gizlilik stratejisi doğrultusunda taarruz planı sadece Genelkurmay Başkanı Fevzi (Çakmak) Paşa, Batı Cephesi Komutanı İsmet (İnönü) Paşa, 1. Ordu Komutanı Nurettin (Sakallı) Paşa, 2. Ordu Komutanı Yakup Şevki Paşa, Kocaeli Grubu Komutanı Kazım (Özalp) Paşa ve Süvari Kolordusu Komutanı Fahrettin (Altay) Paşa gibi üst düzey komutanlarla paylaşıldı. Aynı gizlilikle ordunun birlik kaydırmaları ve yığınaklar da gündüz değil gece yapıldı. Uygulanan bir başka strateji ise yanıltıcı manevralardı. Örneğin taarruzdan bir gün önce 25 Ağustos günü Mustafa Kemal Paşa Şuhut’ta karargâhta iken gazetelerde Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın yarın (26 Ağustos) Ankara’da bir çay daveti vereceği haberi yayımlandı. En vurucu yanıltıcı manevra ise Yunan ordusu Eskişehir ve Ankara yönünden taarruz beklerken, Türk ordusunun güneyden Afyon üzerinden Büyük Taarruz’u başlatması olacaktı.”

Şuhut’tan Kocatepe’ye sessiz yürüyüş

25 Ağustos’u 26 Ağustos’a bağlayan gecenin, sabah 5’te başlayacak taarruz hazırlıkları için büyük önem taşıdığını da dile getiren Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, “Topçu bataryalarının Başkomutanlık Karargahının bulunduğu Afyon Şuhut’tan Kocatepe’ye Yunanlara sezdirilmeden gizlilikle taşınması gerekiyordu. 25 Ağustos gecesi 21.00 sularında Başkomutan ve ordu kumandanları Büyük Taarruz’un ana komuta merkezi olan 1874 metre yüksekliğindeki Kocatepe’ye doğru yola çıktılar. Toplar da gecenin keskin soğuğu ve zifiri karanlığında kadın erkek çocuk köylülerimizin yardımıyla, katırlar ve öküz arabalarıyla Şuhut’tan yola çıktılar. Ses çıkarmaması için hem tekerleklere hem de hayvanların ayaklarına bezler sarıldı. Yaklaşık 8-10 saat süren Şuhut-Kocatepe yürüyüşü, Türk milletinin bağımsızlığı için yapabileceği fedakarlıkların adeta simgesi haline gelecekti. Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın ‘Mustafa Kemal’in Kağnısı’ adlı şiiriyle ölümsüzleşen kadınımızın kahramanlık ve fedakârlıkları, Elif kadınla özdeşleşti. Elif, cepheye mermi taşırken öküzü Kocabaş ölünce tereddütsüz kendini koşmuştu kağnısına.” şeklinde konuştu.

Kocatepe’den yapılan saldırı şoke etti

26 Ağustos Cumartesi sabahı saat 05.30’da ilk top atışlarının Kocatepe’den yapıldığını anlatan Prof. Dr. Hadiye Yılmaz Odabaşı, sözlerini şöyle tamamladı:

“Beklenmedik bu ilk saldırı Yunan kuvvetlerinde büyük tahribata yol açarken asıl etkisi psikolojik şok olmuştu. Hiç beklemedikleri Türk saldırısı karşısında Yunan kuvvetleri şaşkınlık yaşarken Türk süvari birlikleri de düşman gerisine sızarak çevirme ve imha harekâtına başlamıştı. 30 Ağustos 1922 Çarşamba günü sabahın erken saatlerinde Başkomutanlık Meydan Muharebesiyle Türk Kurtuluş Savaşı’nın kesin zafer günü ilan edildi. Millet ve onun evlatları olan askerlerimizin 25/26 Ağustos gecesi kat ettikleri Şuhut-Kocatepe yolu ise halkımızın azim, kararlılık ve kader anlarından biri olarak tarihimize kaydedildi.”

 

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bu Haberi Paylaşın
Başa dön tuşu