DOLAR 18,6428 0.02%
EURO 19,6346 0.01%
ALTIN 1.063,62-1,23
BITCOIN 3179980,13%
İstanbul
11°

AÇIK

editor

editor

05 Aralık 2022 Pazartesi

Türkiye’nin 4. sondaj gemisi çalışmalarına başladı

Türkiye’nin 4. sondaj gemisi çalışmalarına başladı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Abdülhamid Han, Akdeniz’de Taşucu-1 kuyusunda sondaja başladı.

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’ndan (TPAO) yapılan açıklamada, Türkiye’nin hidrokarbon arama çalışmalarına katılan 4. sondaj gemisi Abdülhamid Han’ın Akdeiz’de Taşucu-1 kuyusunda sondaja başladığı bildirildi.

Açıklamada, “Abdülhamid Han Sondaj Gemisi Akdeniz’de, Taşucu-1 kuyusunda sondaja başladı. Bağımsız Enerji, Güçlü Türkiye hedefiyle çalışmaya devam ediyoruz.” denildi.

İLKHA

Devamını Oku

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul İnsan Kaynakları Forumu’na yazılı mesaj gönderdi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul İnsan Kaynakları Forumu’na yazılı mesaj gönderdi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye olarak fırsat eşitliği, şeffaflık, hesap verilebilirlik, yenilikçilik ve liyakat gibi değerleri esas alan bir insan kaynağı kültürünü kamu ve özel sektörümüze yerleştirmenin gayretindeyiz.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi’nde, Cumhurbaşkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi tarafından “Yeni yüzyılın yetenek merkezi (Talent hub of the new century)” teması ile 5 ve 6 Aralık tarihlerinde ilki düzenlenen İstanbul İnsan Kaynakları Forumu’na (İstanbul HR Forum) yazılı mesaj gönderdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak fırsat eşitliği, şeffaflık, hesap verilebilirlik, yenilikçilik ve liyakat gibi değerleri esas alan bir insan kaynağı kültürünü kamu ve özel sektörümüze yerleştirmenin gayretindeyiz. Son 20 yılda demokrasi, temel hak ve özgürlükler, altyapı yatırımlarıyla dijitalleşme alanlarında attığımız adımlarla bu yönde çok ciddi mesafe kat ettik. Hangi inanca, görüşe, kökene sahip olursa olsun hiçbir vatandaşımızın ötekileştirilmediği, ayrımcılığa uğramadığı, hayallerine giden yolda suni engellerle karşılaşmadığı bir iklimi ülkemiz genelinde hâkim kıldık.” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle ülkenin, insan kaynağının daha iyi yönetimi noktasında kurumsal kapasitesini daha da güçlendirdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Vatandaşlarımızın becerilerini ve yetkinliklerini çok daha ileriye taşıyacak, kuşatıcı ve erişilebilir insan kaynağı modelini ülkemize kazandırdık. Türkiye Yüzyılı vizyonumuz çerçevesinde bu modelin etkinliğini artırmayı, eksikliğini gidererek her açıdan tekemmül ettirmeyi hedefliyoruz. Dünyanın farklı ülkelerinden 3 bini aşkın katılımcıyı bir araya getiren kurumun uluslararası düzeyde tecrübe ve bilgi paylaşımına imkân vererek, bizlere, bu çabalarımıza katkı sunacağına inanıyorum.”

İLKHA

Devamını Oku

Evlilik birliği sadece kadın ve erkek arasında kurulabilir

Evlilik birliği sadece kadın ve erkek arasında kurulabilir
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, “Ailenin toplumun temeli olduğu vurgulanmakta, evlilik birliğinin ancak kadın ile erkeğin evlenmesiyle açık bir şekilde vurgulanmaktadır” dedi.

Katıldığı televizyon programında gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Adalet Bakanı Bozdağ, anayasa değişikliğinde aile adımıyla ilgili, “Ailenin toplumun temeli olduğu vurgulanmakta, evlilik birliğinin ancak kadın ile erkeğin evlenmesiyle açık bir şekilde vurgulanmaktadır” dedi.

TRT Haber’in sorularını yanıtlayan Bakan Bozdağ, “Anayasada ne değiştirmek istiyorsunuz?” sorusuna şu şekilde cevap verdi:

“Geçen hafta Cumhur İttifakı Meclis grubu Anayasanın 24. maddesine 2 fıkra ekleyen, 41. maddedsini 1. fıkrasını belirleyen değişiklikleri imzaya açtı. Milletvekillerimiz de bu imzaya destek verecekler. Teklif, yarın veya bir gün Meclis Başkanlığı’na sunulacak.

Teklife temel hak ve özgürlüklere anayasal güvence geliyor. Vatandaşlarımızın yaşam tarzlarını da teminat altına almaktadır. Teklifle din ve vicdan hürriyeti teminat altına alınacak. Vatandaşlarımızın yaşam tarzlarını da teminat altına almaktadır. Sadece temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasında değil, kamu veya özel kesim tarafından sunulan mal ve hizmetlerinden de yararlanılmasının sağlanılması konusunda ayrımcılıklardan dolayı vatandaşlarımıza bir güvence getiriyor. Her alanda vatandaşlarımızı eşit gören uygulamalar sağlanacak. Tam olarak anayasal eşitlik getirmektedir. Ailenin toplumun temeli olduğu vurgulanmakta, evlilik birliğinin ancak kadın ile erkeğin evlenmesiyle açık bir şekilde vurgulanmaktadır.”

Başka ülkelerde de aileyi korumak için tedbirler alındığını belirten Bozdağ, “Buna benzer anayasal ve yasal değişiklikler yapıldı. Aile kavramı birçok ülkede büyük bir tehlike ve saldırı altında. O yüzden anayasal düzeyde değişiklik lazımsa onun için anayasal değişiklik yapılıyor. Aile, Türk toplumunun temelidir. Buradaki değişiklik kadın ve erkeğin evlenmesi ile kurulur ve eşler arasında eşitliği oluşur. Zaten evlilik birliği kurulduğunda aile de kurulmuş oluyor. Biz kimseyi hedef almıyoruz. Toplumun temelini oluşturan aileyi korumayı arzu ediyoruz. Aileyi tanımlamak yerine kimler arasında kurulması gerektiğini anayasal düzeyde ifade ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

İLKHA

Devamını Oku

Trafikte yüksek sesle müzik dinlemek, ilk uyaran olan kulağımızı bloke etmektir

Trafikte yüksek sesle müzik dinlemek, ilk uyaran olan kulağımızı bloke etmektir
0

BEĞENDİM

ABONE OL

KBB Uzmanı Op. Dr. Ali Rahimi, trafikte yüksek ses ile müzik dinlemenin, konsantrasyon bozukluğuna, gelen uyarıların engellenmesine ve yön tayininde hasara yol açtığına dikkat çekti.

Özellikle Büyükşehirlerde insanların trafikte geçirdiği süre ve stres yüzünden kazalar kaçınılmaz olabiliyor. Trafiğin meydana getirdiği stresten kurtulmak isterken bilinçsizce açılan müzik sesi ise insan sağlığını olumsuz etkiliyor.

Son günlerde sıkça gündeme gelen scooterlarda seyir halinde iken müzik dinlenmesi beraberinde kazaları da meydana getirebiliyor. Trafik ekipleri bu konu hakkında zaman zaman denetimler yaparak bilinçsiz kullanıcılara ceza kesiyor.

Üsküdar Üniversitesi KBB Uzmanı Op. Dr. Ali Rahimi, İLKHA muhabirine konuyla ilgili değerlendirmede bulundu.

“Özellikle gençlikte kullandığınız silah atışı, maruz kaldığınız fabrika çalışma sesleri ileride çınlama olarak karşınıza çıkacaktır”

Yüksek sesin müzik sesi olmadığını bomba, patlama, silah, uçak kalkış sesi gibi sesler olduğunu dile getiren Rahimi, “Yüksek ses; insan kulağının tolere edemeyeceği ve ciddi rahatsızlıklara yol açabileceği seslerdir. 120 desibel ile 100 desibelde müzik dinleyemeyiz, insanı çok rahatsız eder. Yüksek sesler yani patlama sesi dış kulak yolundan bir hava basıncını içeriye verir. Bu durum kulak zarını yaratabilir, yırtmasa da çok şiddetli bir hareketlenme sağlar ve böylece küçük kemikçiklerle iç kulaktaki sıvıya bir darbe verir. Onların tam karşısındaki 4 bin Hertz dediğimiz belli bir frekansa zarar verir ve o hücreler ölür, bu durum geri dönülmezdir. O hücrelere zarar verilirse, özellikle gençlikte kullandığınız silah atışı, maruz kaldığınız fabrika çalışma sesleri ileride çınlama olarak karşınıza çıkacaktır. Bunun bir tedavisi yoktur.” dedi.

“Uzun süre kulaklıkta müzik dinlemek yalnız konsantrasyon bozukluğu yapar ve sizin çevreden kopuşunuzu sağlar”

Kulaklıkla müzik dinlemenin kulaktan daha çok kişinin konsantrasyonu üzerinde hasarlara yol açtığını belirten Rahimi, “Kulaklıkla müzik dinlerken herhangi bir frekans kaybı ile karşılaşmayız. Çünkü bizim istediğimiz yüksek sesi mikrofonlarda, hoparlörde veya kulaklıkta karşılayamazsınız. Bizim yüksek ses dediğimiz bir patlama sesidir ve bu çok yüksek desibellerdir ve bunlar ancak kulağa zarar verebilir. Uzun süre kulaklıkta müzik dinlemek yalnız konsantrasyon bozukluğu yapar ve sizin çevreden kopuşunuzu sağlar.” diye belirtti.

“Bütün uyaranlarımız ses üzerinedir, görüntü üzerine bir uyarımız yoktur”

Sıkça gündeme gelen scooter sürücülerinin seyir halinde iken müzik dinlemesi hakkında konuşan Rahimi, “Özellikle son yıllarda gördüğümüz scooter bir eğlence aracından çıkıp bir ulaşım aracına döndü ve bu ulaşım aracını artık trafikte gençler çok bol kullanıyorlar. Bizim bütün uyaranlarımız ses üzerinedir. Hiçbir zaman görüntü üzerine bir uyarımız yoktur. Bu söz çok ünlüdür: Hırsızın tıkırtı sesi duyulur, hırsız görünmez. Arkadan gelen arabanın motor sesi, lastik sesi ve korna sesini duyarız. Polis sireni, ambulansın sireni ve itfaiyenin sireni var; kapının zili ve telefonun zili var. Hiçbir zaman bunların uyarısını görüntü üzerinden almayız. Çünkü görüntü yalnız ön tarafı görür, kulak 360 derece her taraftan size uyarıları getirebilir. Trafikte yüksek sesle müzik dinleme ilk uyaranı alan kulağımızı bloke etmektir. Çocuklar scooter üzerinde kulaklık takıyorlar, bu zaten hiç müzik dinlemezseniz 20-30 desibellik bir işitme kaybıdır. Yüksek seste yani 80 desibellik bir müzik de dinlerseniz çevreden herhangi bir uyarı alamazsınız. Hiçbir arabanın gelişini, gidişini göremezsiniz. Arabanın içinde de yüksek seste müzik dinlerseniz yine çevreden gelen korna sesi, ambulans sesi, itfaiye sesini duyamazsınız. Özellikle de modern arabalar ses geçirmemek üzerine kurulmuştur ve böylece en önemli uyarı sistemimizi bloke etmiş oluyorsunuz. Trafikte yüksek ses ile müzik dinlemek bir konsantrasyonu, iki gelen uyarıları engeller, üç yön tayininde bir hasara yol açar ve böylece kulağa verdiği zarardan daha büyük tehlikelerle karşı karşıya kalırsınız.” şeklinde konuştu.

“Çocuklara kulaklık kullandırmak, gelişimlerini olumsuz etkiliyor”

Çocuklara kulaklık takılarak müzik dinletilmesi hakkında da değerlendirmede bulunan Rahimi, “Çocuklarda kulaklık kullanmak dış kulak yolunun, kulak zarının, orta kulağın, beyinin, sesin algılanması olan üst kısımda beynin korteks içindeki bölümler hep gelişme halindedir ve bu gelişmeye yüksek sesle müdahale ediyorsunuz. Onun için çocuklarda özellikle yüksek sesten korumamız gerekiyor ve dış kulak yolundaki akıntılarını sağlanmak için dış kulak yoluna herhangi bir tıkaç veya kulaklık kullanılmasını engellememiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

İLKHA

Devamını Oku

Asgari ücret insan onuruna yaraşır seviyede olmalı

Asgari ücret insan onuruna yaraşır seviyede olmalı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

HÜDA PAR Sözcüsü Serkan Ramanlı, “Son dönemlerde yapılan iyileştirmelere rağmen hâlâ en temel insanî ihtiyaçları dahi karşılamaktan uzak olan asgari ücretin mutlaka insan onuruna yaraşır bir seviyeye yükseltilmesi gerekir.” çağrısında bulundu.

HÜDA PAR Sözcüsü Serkan Ramanlı, partisinin iç ve dış gündeme dair değerlendirmelerini paylaştı.

Asgari ücret belirleme çalışmalarının bu hafta başlayacağını hatırlatan Ramanlı, asgari ücretle çalışan işçilerin toplam istihdam içerisinde büyük bir paya sahip olması nedeniyle yapılacak zam oranının, geniş halk kitlelerini ilgilendirdiğini belirtti.

Ramanlı, “Son dönemlerde yapılan iyileştirmelere rağmen hâlâ en temel insanî ihtiyaçları dahi karşılamaktan uzak olan asgari ücretin mutlaka insan onuruna yaraşır bir seviyeye yükseltilmesi gerekir. Bir taraftan asgari ücretin yükseltilmesi ihtiyacı diğer taraftan ücretteki her artışın özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerde maliyet artışına yol açması, bu noktada farklı bazı politikaların gündeme alınmasını kaçınılmaz kılmaktadır.” dedi.

Asgari ücrete zam yapıldığında işveren ya işten çıkarma yöntemini devreye soktuğunu ya da ücretteki her artışı maliyete dâhil edip fiyatlara yansıttığını belirten Ramanlı, “Bu da maliyet artışlarıyla oluşan yeni zamları beraberinde getirmektedir. Bu sebeple hem işsizliğin hem de yeni zamların önüne geçebilmek için özellikle artan maliyetlerle mücadele ederek ayakta kalmaya çalışan küçük işletmelere vergi indirimi ve prim desteği gibi kolaylıklar sağlanmalıdır. Ciddi bir oranda artırılması gündemde olan asgari ücret konusunda devlet elini taşın altına daha fazla koymalıdır.” diye belirtti.

Ramanlı, “Öte yandan küresel çapta oluşan resesyon riski, gelecekte üretimde nispi durgunluğa ve yaygın bir işten çıkarma tehlikesine işaret etmektedir. İşçi, işveren ve devlet katkısıyla oluşturulan İşsizlik Fonu’nun önemi bu noktada ortaya çıkmaktadır. Geçmişte İşsizlik Fonu’nun amaç dışı harcamalarla gündeme gelmiş olması da dikkate alınarak ihtiyaç halinde fon kaynaklarının işsizlere harcanabilmesi için gerekli tüm tedbirler şimdiden alınmalıdır.” diye ekledi.

“Yeniden değerleme oranı düşürülmelidir”

Ekonomik krizler halkı canından bezdirirken kimilerince daha fazla kazanmak için bir fırsat olarak algılandığını ifade eden Ramanlı, son zamanlarda zincir marketler özelinde yapılan fahiş fiyat tartışmalarında bu türden suçlamaların dikkat çektiğini belirtti.

Ramanlı, “Arzın her aşamasında iddia edildiği gibi bir tekelleşme veya fahiş fiyat uygulaması varsa, bu suçu işleyenler kadar denetim mekanizmasını yeteri kadar işletmeyen ve caydırıcı cezalar uygulamayan hükümetin de sorumluluğu vardır.” diye konuştu.

Günübirlik hal alan fiyat artışlarının gerekçesinin de yüksek enflasyon ve artan maliyetler oluşturduğnu kaydeden Ramanlı, “Fırsatçılık ve tekelleşme ile mücadele etmekle beraber maliyet artışlarının aşağı çekilmesi ile ancak raf fiyatlarındaki spekülatif hareketlerin önüne geçilebilecektir. Piyasada oluşan fahiş fiyatlara dikkat çeken hükümetin vergi, ceza ve harçlarda uygulanacak yeniden değerleme oranlarında yaptığı yüzde 123’lük artışın da fahiş olduğunu hatırlatıyor ve bu oranın düşürülmesi gerektiği yönündeki çağrımızı bir kez daha yineliyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Üretim ve istihdam hedeflerine sadık kalınmalıdır”

2022 yılı üçüncü çeyreğinde büyüme yüzde 3,9 olarak gerçekleştiğini hatırlatan Ramanlı, beklentilerin biraz altında gerçekleşen büyüme oranlarının, birtakım tedbirlerin alınması gerektiğine işaret ettiğini söyledi.

HÜDA PAR Sözcüsü Ramanlı, “Hükümetin üretim, yatırım, istihdam ve ihracata ilişkin ortaya koyduğu hedefe teoride olduğu kadar pratikte de sadık kalması gerekir. Zira üçüncü çeyrekte yatırımın ve ihracatın büyümedeki paylarının düştüğü, kamu harcamalarının ve hane halkı tüketiminin ise payının arttığı müşahede edilmektedir. Hükümet, yeni ekonomi programı kapsamında belirlediği üretim, yatırım, istihdam ve ihracat gibi ana hedeflere odaklanmalı, enflasyon ve hayat pahalılığı ile mücadeleye de öncelik vermelidir.” şeklinde konuştu.

“Öğrencilere yemek desteği verilmelidir”

Ağırlaşan ekonomik şartların, dar gelirli vatandaşın belini bükmeye devam ettiğini söyleyen Ramanlı, bu durumun özellikle öğrenci okutan aileler için daha büyük sıkıntılara yol açtığını söyledi.

Ramanlı, şöyle devam etti:

“Diğer okul masrafları ile birlikte özellikle de servis ve yemek ücretleri veliler için ciddi bir külfet demektir. Tekli eğitim veren okullarda okuyan dar gelirli ailelerin çocukları öğle arasında eve gidememektedir. Maddi imkânı olanlar okul kantinlerinden yüksek fiyatla da olsa karınlarını doyurabilmekte, imkânı olmayan öğrenciler ise aç bir halde derslerine devam etmektedir.

Sosyal devlet olmanın gereğini yerine getirmesi gereken hükümet, bu konuya duyarsız kalmaktadır. Birçok alanda sosyal yardımlar yapılırken öğrencilere yemek desteğinin verilmemesi kabul edilebilir bir durum değildir. Geleceğimiz olan çocuklarımız bu muameleyi hak etmiyorlar. Hükümet tüm öğrencilere yemek desteği vermeli, dar gelirli ailelere ise servis ücreti katkısında bulunmalıdır. Hiçbir öğrencimiz okullarda aç kalmamalı, uzun yol yürüyerek okula gitmemelidir.”

“Şiddet vakalarının sebepleri ortadan kaldırılmalıdır”

Toplumda şiddet vakaları her geçen gün artış gösterdiğini vurgulayan Ramanlı, “Ruhsal bunalım ve depresyon oranlarının artması, sonu gelmeyen ekonomik sıkıntılar, gayri ahlaki yaşam tarzı, kumar, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı ile sosyal medyanın fütursuzca kötüye kullanımı erkeklere, kadınlara hatta çocuklara yönelik cinayete kadar varan şiddet olaylarının artmasına neden olmaktadır. Son zamanlarda çocuklar arasında yaygınlaşan akran zorbalığı da dikkat çekmektedir.” dedi.

Ramanlı, “Yaygınlaşan ve bir türlü önüne geçilemeyen cinayet ve şiddet vakaları sosyal politikaların yetersizliğinden, eğitim sistemindeki çarpıklıktan ve manevi boşluktan ileri gelmektedir. İnanç değerlerimizden uzak anlayışlar ve yaşam biçimleri, fertleri ve toplumu etkisi altına alarak huzurun bozulmasına sebep olmaktadır. Sosyal, siyasal ve ekonomik güvensizliğin yaşandığı böyle bir dönemde kadın hakları ve çocuk hakları adı altında ortaya konan idari ve polisiye tedbirler ise ne yazık ki aileleri daha fazla zayıflatmakta ve büyük tahribatlara yol açmaktadır.” ifadelerini kullandı.

Ramanlı, “Şiddetin bireysel değil, toplumsal bir olgu olduğu gerçeğinden hareketle, cinayet ve şiddet vakalarının asıl kaynağına inilerek; yoksulluk, gayri ahlaki yaşam tarzı, kumar, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı gibi sebeplerin ortadan kaldırılmasına gayret edilmelidir.” çağrısında bulundu.

“Uygur Müslümanlarına sahip çıkılmalıdır”

Doğu Türkistan’ın Urumçi kentinde bir binada çıkan yangında, onlarca kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Ramanlı, yıllardır Uygurlara yönelik etnik, dinî ve kültürel asimilasyon gerçekleştiren, eğitim adı altında milyonlarca kişiyi toplama kamplarına hapseden Çin yönetiminin, zulmün şiddetini arttırdığını ifade etti.

Ramanlı, sözde salgınla mücadele politikası kapsamında insanlar evlerinde ölüme terk edilirken baskı politikasından yine en çok Müslümanların etkilendiğini söyledi.

Türkiye’deki Çin protestolarının engellenmesine tepki gösteren Ramanlı, “Türkiye’nin Çin zulmüne karşı mücadelede öncü ülke olması gerekirken Çin’e yönelik protestoların dahi engellenmesi kabul edilebilir değildir. Bugüne kadar Çin’in Müslümanlara yönelik zulmüne sessiz kalan İslam ülkeleri, Uygur Müslümanlarını bir kez daha zalim yönetimin insafına terk etmiştir. Dünyanın sessizliği, milyonlarca Uygur Müslümanının hayatını tehlikeye atmakta, Çin’i cesaretlendirmektedir. İslam İşbirliği Teşkilatı, kuruluş misyonuna uygun olarak Uygur Müslümanlarına sahip çıkmalı, Çin’e caydırıcı yaptırımlar uygulanması için derhal harekete geçmelidir.” diye konuştu.

“Afganistan ile dayanışma içerisinde olunmalıdır”

HÜDA PAR Sözcüsü Serkan Ramanlı, Afganistan’ın yaşadığı sorunlara işaret ederek, sözlerine şöyle son verdi.

“ABD, işgalle diz çöktüremediği Afgan halkını ekonomik, siyasi, askeri ambargoyla ve ülke istikrarına kasteden eylemlerle cezalandırmaya çalışmaktadır. Birleşmiş Milletler Afganistan Özel Temsilciliği, ülkede 6 milyon insanın acil durum seviyesinde gıda güvensizliği ile karşı karşıya kaldığını, bu durumu aşmak için 768 milyon dolara ihtiyaç duyulduğunu açıkladı. 15 Ağustos 2021’de işgalci ABD’nin çekilmesiyle birlikte Afganistan’a yapılan uluslararası yardım kesintiye uğratılırken ABD, Afganistan’a ait olan 9 milyar dolara el koymuştu. Bu paranın onda biri dahi bugün muhtaç durumda olan 6 milyon insanın gıda ihtiyacını gidermeye yetecektir.

Afgan halkı sadece yoksullukla değil terör eylemleriyle de zor ve sıkıntılı bir dönem geçirmektedir. 30 Kasım’da Samangan vilayetinin Aybek şehrinde kız öğrencilerin eğitim gördüğü bir okula yapılan bombalı saldırıda 23 kız öğrenci vefat ederken 30’u da yaralandı. Bu menfur saldırıyı kınıyor ve lanetliyoruz. Vahşice katledilen mazlumlara Allah’tan rahmet, ailelerine ve Afganistan halkına başsağlığı ve taziyelerimizi sunuyoruz.

Bir kez daha Başta Türkiye olmak üzere İslam ülkelerini, kendi ayakları üzerinde durabilmesi için Afganistan ile her alanda ilişkilerini geliştirmeye, terör eylemlerine karşı Afganistan hükümeti ile dayanışma içerisinde olmaya çağırıyoruz.”

İLKHA

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.